Litvanya macerası - Tatile başlangıç 

        Günlerden Çarşamba, yoğun bir haftaydı.. sabah 10 civarlarındaki Litvanya uçuşu için bir ay öncesinden aldığım uçak bileti çekmeceliğin üzerinde duruyor. Aylar önce Istanbulda host ettiğim arkadaşlarımı görmek için mi gidiyorum? Doğduğum şehre bile senede bir kere belki gittiğimi göz önüne alırsak, nedenin bu olduğunu hiç sanmıyorum. Macera için çok uygun bir yer olduğunu düşündüm çünkü

  • İznimi bu ay içerisinde kullanmam gerekiyordu. Uçuş süresinin anormal bir vakit almaması gerekiyor çünkü 4 gün izin alabiliyorum haftasonu ile toplamda 6 günüm var.
  • Kasvetli bulsa bile çoğu insan ben kuzey ülkelerini hep mistik bulmuşumdur.
  • Gothic ve Baroc mimari mevcut, benim favorim.
  • Avrupa Birliğine yeni girmiş bir ülke, Schengen dahilinde olduğundan vizem geçerli, girişim kolay.
  • Hem Soviyet döneminden hala izler taşıyor hem de onlar arasında özgürlüğünü ilk ilan eden ülke, değişimi görmek izlemek için en güzel yer.
  • Dünyada Paganlıktan Hıristiyanlığa geçen son ülke. Hala cadı yakıyorlar :) nedenini her ne kadar "kışı yakıyoruz biz aslında" olarak anlatsalar da :)
  • Yeterince uzak, bilet araştırırken de aslında kimsenin oraya gitmediğini hissediyorsunuz, uçuşlar çok çok az.

 Gecenin üçü oldu, yeterince çalıştım, evet! başlıyoruz!  notebook kapatılır, desktop açılır, Audioslave çalınır, alt komşu 6 gün kafasını dinleyecek, biraz gürültüden birşey olmaz sanırım :)

 Eminönünden aldığım DEV gibi bavulu iyiki almışım, haftaiçi sadece aktı eldiven ve şemsiyeyi koymuştum, geri kalanını dolduruyorum, içim kıpır kıpır tek başına tatile çıkmanın dayanılmaz heyecanı sarmış durumda.

 Checklist defalarca kafamdan geçiyor, önemlilerini bir kenara yazmak lazım: 

  • Uçuş pili, notebook için yedek pil
  • Fotoğraf makinası için şarj edilmiş piller, en az 2 set
  • Pil ve telefon şarj cihazı, usb bağlantı kabloları
  • Geçen seyahatlerden kalma bozuk paralar, pasaport, biletler
  • Traş takımı, diş fırçası gibi standart şeyler.. gündüz yolculuğu olacağından göz bandı
  • Götürülecek hediyeler...

Bavul hazır, su, elektrik, kombi, doğal gaz kontrol edip yola çıkıyorum, herşey hazır N kez üstünden geçtim, süper bir tatil olacak, birşeyi atlamış olmam mümkün değil!

Kız kulesinden Üsküdar merkeze doğru yürüyorum, enerjim yerinde, taşımaya kalksan anca 3 adım götürülebilecek bavul yağ gibi akıp gidiyor sokaklarda...

Aarrrghh!! bak görüyor musun!

Dün uyumayı unuttum!

Akbili kullanıp Beşiktaşa geçiyorum, bir süre ihtiyacım olmayacakların durduğu bölmeye kaldırıyorum onu da migros kartımla birlikte.

Taksici pek bir hoş sohbet, fikrim olsun diye direk havaalanına kaça götürüceğini sorduğumda 35milyona olur diyip "walla billa geçen hafta bir müşteriyi.." diye muhabbete koyuluyor. Taksime geldiğimde Havaş servisi kalkmak üzere, taksiciye hızlıca parayı verip iniyorum, bagaj elimde, otobus ve taksi aynı anda hareket ediyorlar ben ise tebessümle izliyorum.

Saat 7:35 (buçuklardaydı demek zaten 5 dakika geç kalkmış yine de kaçırmışım), 10:05'de uçağım.

Daha dönüş biletimi onaylatacağım, hava alanı harcı var, şiitttt, yoksam yoksam geç mi kalıyorum! biletler çok pahalı, kaçırırsam biliyorumki bütün tatilimi evde Simpsons izleyerek geçireceğim, hemen bir çözüm bulmak lazım.

Yeni bir taksici havaalanına 45'e götüreceğini iddia ediyor, 7:55'e kadar bana ortak bulmak için takside bekletiyor, tam inecekken 35'e götürecek kıvama geliyor, bir de ortak buluyoruz yolda o tarafa gidecek, tamamdır 20'ye kapandı konu... havaalanına ulaşıyoruz.

Garanti Bankasından harcımı ödüyorum, çok hızlıyım, Air Baltic'in bölümünü buluyorum... ben sırada bekleyenlerle kaynaşıp takılırken sıra bana geliyor.

Kadın biletimden birşey anlamıyor, önce Riga (Letonya) 'ya uğrayan, oradan Vilnius (Litvanya) uçağına aktarıldığım bilet kombinasyonu beni anlamak için 25 dakika bekletmelerine neden oluyor, bir de Vilnius'dan Kaunas'a otobusle gitmem gerekeceğinden haberlerinin olmayışı iyi bir durum, "daha az karışık" onlar için.

Herşey tamam, Flyal agency buluyorum, dönüş e-ticket'ımı gerçek bilete dönüştüremeyeceklerini söylüyor, umarım dönüşte başıma birşey gelmez.. doğru pasaport kontrolüne..

Eveet 25 dakikam var avare avare dolaşmak için.. ilgili gate'i de buldum.
Duty free'lerden lokum alma ve şu Lounge'u denemenin tam sırası..
Ne kadar güzel bir ortammış, kesin ben de alıcam bu kartdan, plazma tv'de haberleri izlerken bir tepsi abur cubur ve diet kolamı alıyorum, acıkmışım ikinciyi de alıyorum :)

6 dakikam kalmış, daha önce bulduğum kapıya hızlıca ilerleyerek uçağa binişten önceki son kontrol sırasına giriyorum..  botlar çıkıyor, laptop açılıyor kapatılıyor.. uff.. çattık.. ya ne kadar güzel kızlar var etrafda bu arada.. hmm.. neyse.. oh uçağa girdim, gazetelerin hepsi bir garip dilde, İngilizce, Türkçe birşey bulamadığım için düz ilerliyorum.

Koltuğu buluyorum ama 3 tane teyze oturmuş sırıtarak bana bakıyorlar, yandaki bir yeri gösteriyorlar, anlaşılan beraber oturmak istemişler ama izin alma nezaketini göstermeden oturmuşlar benim koltuğumu da kullanarak. Hmm benim biletim cam kenarınaydı, arıza çıkartsam mı? 

Neyse sadece bir hatırlatma yapıyorum ve orta kısımda onların koltuklarına oturuyorum.

BALTIC outlook isimli bir dergi var, gayet güzel birşeye benziyor, üstelik Istanbul ilavesi vermiş, demek bayağı bir reklam yapıyorlar, Riga'dan Istanbul uçuşları da diğer ülkelere göre makul fiyatlı. Demek Letonyadan çok turist gelecek bu sene.. Istanbulu güzel anlatmışlar, benim bile keşfetmek için Istanbulda 5 sene geçirdiğim bir çok mekan ve yiğecek anlatılmış, Eminönünde açıkta balık yemeğin, taksimde ara sokaklara dikkat vs gibi önemli tiyoları da koymayı unutmamışlar.

Dergide Istanbul üzerine konsantre olmanın pek bir anlamı yok, Riga'yı inceliyorum.

The Magic Bar diye 1752'den kalma bir Barın ilanı var, çok mistik bir yere benziyor ilanda büyücüler falan var.

The Latvian Four-Man Bobsled Team 2008 FIBT European Championship'de zafer kazanmışmış.. allam ne sporlar var..

Authentic medieval restourants: Rozengrals
woow super bir afişi var, kesin butları elle yiğeceğimiz birayı masaya vuracağımız ağzımızı garson kızların eteklerine silip bağıra bağıra şarkı söyleyeceğimiz sırf et yiğerek doyacağımız bir mekandır! eğer Riga merkezde bir gün geçirirsem buraya gitmeliyim... 

Evet uçuş bitti.. 

Welcome to Latvia! 

Transit yolcuyum ya.. bütün tabelaları ona göre takip ediyorum, herkes ülkeye giriş yapmak için pasaport kontrolüne giriyor, ben pas geçiyorum çok eğlenceli, güvenlik kontrolünden geçtim, arkama baktım kimse gelmiyor peşimden, sanırım tek transit yolcu benim..

Transit demişken, artık transit ile ilgili bir sign yok etrafta.. en iyisi güvenlik kontrolünü yapan teyzeye sormak, o da doğal olarak karşıdaki plasma ekrandan bakmamı isityor gate numarasına. Gate B bilmem kaç, Vilnius'a gidiyor, ok bu, Anaaaaaammm!  Gate closed! o ne ya, hiii.. kapanmış yahu! eee ben? 1:30'du hani, saat daha 1:15.. 

Kadına söylüyorum yapcak birşey yok diyor.  Arıza çıkarmam lazım ama insan yok etrafta...

Orada bir Information Phone buluyorum, ahizeyi kaldırıyorsun numara çevirilecek yer yok, gerek de yok, hemen biri var telefonun ucunda, bir kadın sesi, 

-Hello
-Hello madam

Olayı anlatıyorum, bana Airbaltic ofisine gitmem gerektiğini söylüyor, nerede peki? yukarıda mı ok, zıp zıp çıkıyorum üst kata..

Ne biçim bir yer burası tadilat var sol tarafta sağda boş dükkanlar var, bir görevliye benzeyen birine soruyorum Airbaltic ofisi var mı? yokmuş..  Tekrar aşağıya iniyorum telefonu açıyorum, hello hello, ya hani vardı yok diyorlar öyle birşey. Tünel varmış oradan geçmem gerekiyormuş, allahım bu insanların nesi var azıcık pratik zeka?? rüşvet istemenin yöntemi bu mu acaba buralarda? neyse buluyorum tüneli karşıma pasaport kontrol çıkıyor.

Benim geçmem lazımmış Airbaltic ofisi karşıdaymış, bakın pasaportum burada, Schengenim de var.. Iııh olmazmış geçemezmişim. Peki orada yakındaysa benim için bilgi alsanız acil ne yapmam gerekiyor uçağa binebiliyor muyum?

Gidiyorlar geliyorlar, yüzü ekşimiş, yoksam havaalanında mı yatmam gerekecek, zaten azıcık tatilim var.. Terminal filmi gözümün önüne geliyor.. ama zaten saat 1:30 olmuş, uçak kaçmış. Adam diyorki o uçak gitmiş sizin akşam 7 civarı olan uçağa binmeniz gerek. E peki geçemiyorsam ne yapıcam ben burada? Aşağıda geldiğim yerden çıkmalıymışım.

İniyorum aşağıya, benim geçmem lazım diyorum.. ııh olmazmış.. ya yukarıdan burası dediler, kim dedi? yukarıdaki pasaport kontrol dedi. 

Off bu kadın hasta edecek beni, arayın konuşun aranızda! Hem benim bavullarım öteki tarafta!

Bavul sihirli sözcükmüş, bavul diyince "haa doğru" diyor ve geçmeme izin veriyor.. (hayııırr ya bavulum öteki uçağa geçirildiyse ve gittiyse?)

Pasaport kontrol kapandığı için birisinin gelmesini bekliyorum, 20 yaşlarında sarı saçlı mavi gözlü pamuk gibi bir kız geliyor, diğer asık suratlı teyzeden sonra sanki bir melek, olayı anlatıyorum, halime ikimiz de gülüyoruz :)

Kontrol tamam, hatta bana bagajımı da araştırıyor, bagajımı da teslim ediyor, bir fotoğraf isteyecekken birisi çağırıyor gidiyor bir daha da dönmüyor.. Airbaltic ofisini bulmak artık çocuk oyuncağı, ülkeye giriş yapmışım, olmadı Riga'yı keşfe çıkarım diye geçiriyorum aklımdan. Ofisde görevliler güler yüzlü fakat olay komplike, haliyle "başka transit yolcu var mıydı sizden başka? diğer uçağa yetişenler oldu mu?" gibi soruların cevabı "hayır".. biletleri kendi sitelerinden aldığımı, böyle bir kombinasyon satıyorlarsa ilk uçağı beklemeyi akıl etmeleri gerektiğini vurgulamanın tam sırası. Sırada başka insanlar da var, çok çingenelik yapmak mantıklı olmayacak, saat 14:00'da bir otobus varmış ama bus station uzaktaymış havaalanından yetişmem mümkün değil, kendi otobüsleri de yokmuş.

Peki bana başka birşey önerim akşamki uçak dışında, para mühim değil farkı neyse veririm? (yalan, gayet önemli, ama ağzımdan böyle dökülüyor)

Yetkili birisi ile konuşup duruyorlar ve karar açıklanıyor :
- "sizi taksi ile gönderebiliriz yaklaşık 5 saat sürecek, ister misiniz?"
- Yes!

Biletimi alıyorlar, onun yerine taksi şöförüne vereceğim ne kadar tutarsa şirketin karşılayacağını belirten bir kağıt parçası veriyorlar. Artık aktarma, otobus vs hiçbirşey yapmama gerek yok, direk Kaunas'a gideceğim yere gidebilirim. :)

Location: Riga airport, Letonya,
Destination : somewhere in Kaunas, Lithuania

 Taksiye yürüyorum, DEV gibi bavul bagaja sığıyor ucu ucuna, ön koltuğa geçiyorum ;
"Çek Litvanyaya!" :)

Ve tatil şimdi başlıyor! ..

Hava berbat, kar yağıyor, fırtına var, fotoğraf makinası elimde, araç yol boyunca göreceğim külüstürlere bakınca çok lüks, 4-5 saat o koltuktan kalkamayacağım ama problem değil, süper bir deneyim.

Taksiciye çocuk var mı diye soruyorum, zar zor Rusyada olduklarını söylüyor, ardından ekliyor "no English". Hmm çok da önemli değil, etrafta görülecek tonla şey var..

Ahaha yoksa onlar troyleybus mü? Evet evet, en son çocukluğumda görmüştüm, bunlar modern halleri ama şaka değil onlar birer troyleybus ve her taraftalar :)

  Yollarda trafikle boğuşmuyoruz, ama çook yavaş kullanıyor herkes.

Uçakta yiğecek birşey vermemişlerdi, lounge'da iyiki birşeyler yemişim, iyice acıktım, yolda eski püskü binalar görüyorum, fast food alınabilecek biryer yok, benzincileri geçiyoruz, yemek yenecek bir bölümleri yok ilk bakışta gördüğüm kadarıyla.

Sınıra yaklaşıyoruz, durduruyorlar, acaba elimde fotoğraf makinesiyle yakalanmasaydım durdurmazlar mıydı, sonuçta Almanya Hollanda arasında böyle şeyler olmuyordu, pasaportumu gösteriyorum, şöför de gösteriyor, Rusça birşey konuşuyorlar, biraz uzun sürüyor, bana birşey açıklamıyor kimse, ben de çok merak etmiyorum. Kendimi soğuk savaş dönemlerini anlatan filmlerde gibi hissediyorum, filmlerdeki Rus askerlerinin tıpkısı 3 adam pasaportuma ve bana bakıyorlar.. tam fotoğraflık durum ama sırası değil, ucunda Istanbula geri postalanmak da var, önüme bakıyorum, işleri bitiyor ve yola devam ediyoruz. 3dk sonra tekrar durduruyoruz bu sefer Litvanya tarafı, aynı şeyler yaşanıyor.

  Tabelalardan takip ediyorum, doğru yönde gidiyoruz.. gittikçe de yaklaşıyoruz.

    Kaunasa varış problemsiz, yolda "Kebabi shop" diye birşey var, fast food, ama küçücük bir yer, temize de benzemiyor, muhtemelen domuz etinden yapılmış bir kebap, domuz etiyle problemim yok ama bu kadar uydurup bir yerde kesin midem bozulur. Çalışan kız mavi bir önlük giymiş, ben pencereyi açtığım anda donuyorum ama o çok üşümüşe benzemiyor. Herkesin renkli gözlü olduğu dikkatimi çekiyor.. yola devam ediyoruz.

Şehirde olduğumuzdan eminim artık, fakat anlıyorumki sürücü ne benimle ne de halk ile iletişime geçebiliyor. Argh! doğru farklı bir ülkeye getirdim adamı, dillerini konuşamıyor! üstelik benimle de konuşamıyor İngilizce yüzünden! yoldaki insanlar onun Rusçasını çat pat anlıyor.

  Hmm taksi değiştirmek gerekli, local bir taxi bulmalıyım, daha çok şehire benzeyen bir yerde iniyorum, elimdeki kağıdı veriyorum ve para ödemiyorum. Yol boyunca çat pat ağzından ne kadar tutabileceğini öğrenmiştim, ödemeye kalksaydım 300eurodan fazla ödemem gerekiyormuş.

Oranın taksicileri de İngilizce bilmiyor, kar yağışı altında hızlı çözüm bulmam lazım, o şehirdeki tanıdığım kızı arıyorum, çeviri için yardım etmesini istiyorum ve telefonu şöföre veriyorum, aralarında anlaşıyorlar, hareket ediyoruz, ben sadece etrafı izleyip zevkini çıkartıyorum. Çok fazla ağaç var her tarafta, yazın buraları çok güzel olmalı.

Hava karardı artık, gideceğim yere ulaşdım, Soviet zamanlarından kalma rütubetli bir daire, fazla durmuyoruz, birşeyler yemek için yakınlarda bulunan "İKİ" isimli bir alışveriş merkezine gidiyoruz, bizdeki Migroslara benzeyen bir zincir, yiğecekler arasında çok ilginç birşey yok, değişik bir pilav deniyorum o da kötü.

Eve döndüğümüzde evdeki internetin 21mbit olduğunu ölçüyorum ve ödediği aylık ücret bizim para ile sadece 10 YTL.

Artık uyumanın vakti geldi sanırım, yarına enerjik olmak lazım...

  

   

Comments

ersin

[b]hayirli olsun blogun Smile

mustafa

selam , litvanya hakkında bilgi alıcaktım ama sana ulasabileceğim e mail veya baska bisiy bulabilirsem yardımını istiyeceğim, tesekkürler

gkaya

gokhan@k4y4.com 'dan ulaşılabiliyorum ;)

Dilaver

Merhaba. Benim de benzer durumum var Rigadan aktarmalı uçak bileti aldım TRanzit vizesi ile sorun çıkar mı üstteki adrese sorularımı ilettim. Yanıtlayabilirseniz sevinirim.

emre eren

para mühim değil farkı neyse veririm? (yalan, gayet önemli, ama ağzımdan böyle dökülüyor)   Smile)))))))  biz de iki arkadaş gidiyoruz vilniusa 17 ağustos ta. bakalım neler görücez.

Add comment




  Country flag

biuquote
  • Comment
  • Preview
Loading